açık mimari
...
Arama Sonucu – "Bir tür zamk"
open systems architecture
açık sistemler mimarisi
...
Orijinal bir ürünün birebir taklidi
– imitasyon
...
örnek almak (birini, bir şeyi)
1. Bir başkasının iyi ya da kötü olan davranışlarını benimseyip tıpkı onun gibi davranmak. -2. Bir şeyden kendisi için olumlu bir ders çıkarmak.
...
örnek olmak (birine)
Davranış ve sözleriyle başkalarını iyi ya da kö tü yönden etkilemek.
...
Ortada bırakmak (birini)
Onu güç bir durumdayken terk etmek; meydanda bırakmak.
...
Ortadan kaldırmak (bir şeyi) (birini)
1. Onu saklamak gizlemek. -2. Onu yok etmek öldürmek; meydandan kaktırmak.
...
Ortalığı (bir şey) almak
çevreyi (o şey) kaplamak.
...
Ortalığı (bok) götürmek
çevreyi (bok, pislik} kaplamak
...
Ortalığı birbirine katmak
– kargaşa çıkarmak
...
Ortalığı tutmak (bir şey)
0 şey yayılmak herkesçe konuşulmak
...
Ortaya atmak (bir şeyi)
Bir düşünceyi herkesin bilgi ve tartışmasına sunmak; meydana atmak.
...
Ortaya çıkarmak (bir şeyi)
Onun kesinliğini, varlığını kanıtlarıyla göstermek; meydana çıkarmak.
...
Ortaya dökmek (bir şeyi)
1. Ne var ne yok meydana çıkarmak, her kese göstermek. -2. Onu açıklamak, herkesçe bilinir duruma getirmek; meydana dökmek.
...
Ortaya koymak (bir şey) (bir şeyi) (kendini)
1. Olan biten her şeyi göstermek. -2. Onu yapmak, yaratmak -3. Tüm maddi varlığını gözler önüne sermek; meydana koymak.
...
örtbas etmek (bir şeyi)
Duyulmaması istenilen bir durumu başka türlü göstererek kapatmak.
...
Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir tür üstlük
– Lata
...
Ot yoldurmak (birine)
Onu çok zor bir işe koşmak, çok uğraştırmak
...
Öteye götürmek
– ötelemek
...
otsu bir bitki
– devedikeni
– eğir
– gimi
– iğnelik
– kavalak
– labada
– nakıl
– ofris
– ravent
– rezede
– tekesakalı
...
oturaklı
– sf. Sağlam, gösterişli
– Yerinde sağlam duran.
– Doğal yapısına, amacına uygun.
– Yerinde ve sırasında söylenen, çarpıcı (söz).
– mec. Saygı uyandıran, ağırbaşlı (kimse ...
oturum
– Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri, celse
– Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen böl ...
Oturup kalkmak (biriyle)
Onunla birlikte hareket etmek davranışları nı onunkine benzetmek
...
Oy birliği
Bölün oyların aynı doğrultuda elması durumu.
...
Oyun etmek (oynamak, yapmak) (birine)
Onu kurnazca yöntemlerle aldatmak, tuzağa düşürmek. (Kars. iş etmek.)
...