Ona, söz konusu şey, kimse gözüyle bakmak, onu herhangi bir şey, kimse saymak.
...
Arama Sonucu – "Bir yer yaygısı"
yerinel
– sf. ed. Alegorik.
– Osm. alegorik
– Yerineye değgin; yerine ile ilgili olan.
...
Yerini doldurmak
1. Görevini gereği gibi ysprhakl -2. Birimle, o’isj daha önce yapan kimse kadar başarılı olmak
...
Yerini tutmak
1. Bir görevi, işi öteki kimse kadar başarılı biçimde yapabilmek -2. Bir ay başka bir şeyin yaptığı görevi yapabilecek durumda olmak
...
yerinme
– Yerinmek işi, teessüf
...
yerinmek
-e Acınmak.
-e Pişman olmak.
– Kederlenmek, üzülmek, mahzun olmak, tasalanmak.
...
yerküre
– coğrafya. Üstünde yaşadığımız gök cismi, yer, yer yuvarı, yer yuvarlağı.
– Doğa
...
Yerle bir etmek (bir yeri)
Orayı kullanılamayacak ölçüde tahrip etmek.
...
Yerle bir olmak
Yok olmak
...
yerle gök bir olsa
– “sonu ne olursa olsun” anlamında kullanılan bir söz
...
Yerlere geçmek
çok utanmak.
...
yerleşik
– sıfat. Belli bir yere yerleşmiş
– sıfat. Bir yerin yerlisi olmuş, mütemekkin.
– sıfat, mecaz. Bir yerde varlığını sürekli olarak sürdürecek olan
– sedanter
– Belli bir ...
yerleşim
– Yerleşme, iskan
...
yerleşim alanı
– coğrafya. Yerleşim merkezi
...
yerleşim belgesi
– Yurttaşların bazı resmî işlerini yürütürken gerekli olan, oturdukları yerin muhtarından aldıkları belge, konut belgesi, ikametgah kağıdı, ikametgah ilmühaberi
...
yerleşim merkezi
– coğrafya. İl, ilçe, köy gibi halkın bir arada yaşadığı yerler, yerleşim alanı, meskûn mahal
...
yerleşke
– Bir üniversitenin genellikle kent dışında derslik, öğrenci yurdu gibi her türlü yapı ve etkinlik alanlarıyla toplu bir biçimde bulunduğu yer, kampüs
– kampus
– Bir üniversitenin, ö ...
Yerleşme
– Yerleşim alanı veya merkezi
– Yerleşmek işi
– insanın, az çok ya da bütünüyle boş bir bölgeyi ele geçirerek işlemesi, canlandırıp şeneltmesi.
– Bir toplumsal kümenin ya da ka ...
yerleşme alanı
– Bir kentin düzentasarında, yapı yapılmasına olur verilen alan.
– yapı bölgesi
...
yerleşmek
-e Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak
-e Yer bulup oturmak
-e Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak
-e Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak
– Eşyayı yerli yerine koymak
-e Rahat bir biçi ...
yerli
– sıfat. Taşınamayan, başka yere götürülemeyen
– sıfat. Yurt içinde yapılan veya bir yurdun kendine özgü niteliklerini taşıyan
– sıfat. Belli bir bölgede yetişen, otokton
– sıf ...
Yerli yerinde
– zarf. Eskiden olduğu yerde
– Uygun, yakışır bir biçimde, gerektiği gibi
– Her şey olması gerektiği yerde.
...
yerli yerine
– zarf. Kendine ait olan yere
...
Yerli yersiz
– zarf. Uygun zamanı olup olmadığı düşünülmeden
– Ulu orta
– gelişigüzel zaman da, saçma sapan.
...
yerli yersiz gülen
– kikirik, cıkrak, çıtkırıldım
...