Suçu başkasının üzerine atmak, ona ifti ra etmek ...
Arama Sonucu – "Birine musallat olmak"
kabil olmak
mümkün olmak, elvermek. ...
Kafa tutmak (birine)
– boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek ...
Kafası bozulmak (bir şeye, birine)
Ona kızmak, öfkelenmek, sinir lenmek. ...
Kafası kazan gibi olmak, (kafası şişmek)
1. Gürültüden tedirgin olmak. -2. çok çalışmaktan ötürü zihni yorulmak; başı kazan gibi olmak, başı şişmek. ...
kail olmak
razı olmak ...
kaim olmak
yerine geçmek. ...
kaim olmak
yerine geçmek. ...
Kalayı basmak (birine)
Ona küfür etmek, sövmek. ...
Kalbini (birine) açmak
– yüreğini açmak
– Duygu ve düşüncelerini ona söylemek. ...
Kamış atmak (bir şeye), (birine)
1. Olumlu yönde gelişen bir işi bozmak. -2. Onu kandırmak, aldatmak. ...
Kan kusturmak (birine)
Ona çok eziyet şektirmek. ...
Kanat germek (birine)
– koruması altına almak, himaye etmek ...
Kancayı takmak (atmak) (birine)
Ona musallat olmak, onun kötülüğüne çalışmak. ...
kani olmak
ikna olmak. ...
Kanı ısınmak (birine)
Ona yakınlık duymak. ...
Kanı kaynamak (birine)
– çabucak sevgi duymak ...
Kanlı bıçaklı olmak (biriyle)
– aralarında herhangi bir nedenden dolayı birbirini öldürecek kadar düşmanlık bulunmak. ...
Kapısı (herkese) açık olmak
– Herkesin serbestçe konuk olarak gelebileceği evi olmak. ...
Kapıyı göstermek (birine)
Onun gitmesini istemek, onu kovmak. ...
Kara çalmak (sürmek) (birine)
– birine iftira etmek, kara sürmek ...
Karakolluk olmak (biriyle)
Kavga sonucu karakola gitmek zorunda kalmak. ...
karargir olmak
karara bağlanmak ...
Karılık etmek (birine) (biri)
1. Evli bir kadın kocasına karşı görevlerini yapmak. -2. Erkek dönekçe davranmak, hile yapmak. ...
Karşı çıkmak (bir şeye) (birine)
1. Ona itiraz etmek, cephe almak. -2. Onu karşılamaya gitmek. ...