– Cer vasıtası, birşeyi herhangi bir menfaata vasıta yapma, alet etme.
...
Arama Sonucu – "Düş -i ıztırarında"
vaveyla düşmek
çığlıklar atılmak.
...
vazife-i asliye
– Asıl vazife
...
vazife-i hayat
– Hayat vazifesi, görevi.
...
vehme kapılmak (veya düşmek)
– yersiz korkuya, yanlış düşünceye kapılmak
...
veladet-i ahmediye
– Peygambemiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) doğuşu
...
vesile-i icabe-i dua
– Duanın kabul vesilesi, duanın kabul edilme sebebi, duanın kabul olmasına veya cevap verilmesine işaret.
– Duanın kabulüne vesile, sebep.
...
vesile-i necat
– Kurtuluş sebebi, kurtuluş vasıtası.
– Kurtuluş aracı.
...
vesile-i rahmet
– Rahmet aracı.
...
yalnız kendini düşünen
– bencil, egoist, enai, ben, benci
...
Yatağa (yataklara) düşmek
Hasta olup yatmak yatak hastası olmak
...
yed-i tula
– En uzun el.
– Tam, çok geniş ilim ve ihtisas, ustalık.
– Büyük kudret.
– Geniş nüfuz.
...
Yıldızı düşük
– sıfat. Şanssız, talihsiz
– Gözden düşmüş
...
Yola düşmek
Bir yere gitmek üzere yola çıkmak
...
Yollara düşmek
Herhangi bir önemli iş nedeniyle yola çıkmak, oradan oraya gitmek.
...
Yolu düşmek (bir yere)
O yer yolu üzerinde bulunmak, oraya uğra mak.
...
Yorgun düşmek
Herhangi bir işi yaparken çok yorulmuş olmak
...
YURDUSEV
(Tür.) Ka. – ülkeni, yurdunu sev.
...
Yüreğine od (ateş) düşmek
Büyük acı duymak; işine od (ateş) düşmek.
...
yürürken düşme korkusu
– bazofobi
...
zannına düşmek
– sanmak
...
zat-ı akdes-i ilahi
– Allah’ın mukaddes zatı, her türlü noksanlardan uzak, en kudsi, ilahi zât, Allah
– Her türlü kusur ve noksandan sonsuz derece uzak olan Zât, Allah.
...
zat-ı azamet-i kibriya
– Büyüklüğü haşmetli ve yüce olan Zât; Allah.
...
zat-ı ehad-i samed
– Her şey kendisine muhtaç olduğu halde, kendisi hiçbir şeye muhtaç olamayan ve birliği herbir şeyde tecelli eden Allah
...
zat-ı ferd-i zülcelal
– Bir ve benzersiz olan, sonsuz büyüklük ve haşmet sahibi Allah.
...