– Kurum ve kuruluşlarda yönetimle ilgili işlemlerin ve kararların iletişim kanallarıyla kamuoyuna bildirilmesini sağlayan ve geri bildirimlerini değerlendiren kimse, iletişimci.
...
Arama Sonucu – "Duş ı ıztırar"
iletişim uzmanlığı
– İletişim uzmanının yaptığı iş, iletişimcilik
...
ilgi alanı
– Bir kişi veya kuruluşun ilgilendiği konular
...
ilham kaynağı
– Esinlenmeyi ve içe doğmayı sağlayan şey
...
ilim adamı
– Bilim adamı
...
Ilımlılık
– Ilımlı olma durumu, mutedillik
– Bir görüş, kanı ya da tutumun aşırılıktan kaçınılarak ortalama eğilimle benimsenme durumu.
– Benzetmede aşırılıktan, yadırgıdan kaçınma. bk. benzet ...
ilk ağız
– Gebelik sonucunda süt bezlerinden salgılanan, sütten farklı ve besin değeri daha yüksek saydam sıvı. Kolostrum.
– (Yun. blastos: tomurcuk; poros: geçit) Embriyonun gelişmesi sırasında ga ...
ilk göz ağrısı
– ilk doğan çocuk.
– ilk sevgili
...
ilk kadın milletvekili
– Mebrure Gönenç
– Hatı Çırpan
– Türkan Örs Baştuğ
– Sabiha Gökçül Erbay
– Şekibe İnsel
– Hatice Özgener
– Huriye Öniz
– Fatma Memik
– Nak ...
ilk yardım
– Kaza, hastalık, yangın, deprem vb. tehlikeli ve ani durumlarda hastaya kesin tedavi öncesi, olay yerinde uygulanan ilk ve ivedi işlem, sıhhi imdat
– Bu işlemin uygulandığı yer
(ilkyardım ...
ilk yargılık
– Davaları birinci kertede görüp çözümleyen yargılık.
– İng. lower court, court of first instance, court below
...
ilkel su taşıtı
– sal, kayık
...
iltica hakkı
– Sığınma hakkı
– Genellikle bir cezai kovuşturma ve mahkûmiyetten kurtulmak amacıyla yabancı bir ülkeye kaçma veya yabancı ülkedeyken geri verilmemeyi isteme
...
iltihaplı sivilce
– akne
...
iltiması olmak
– arkası, kayırıcısı olmak.
...
imalı
– sıfat. Üstü kapalı, örtülü (söz veya davranış)
...
imam kayığı
Tabut
...
imamın dört çiftesine (kayığına) binmek
ölmek.
...
iman tahtası
– Göğüs kemiği
...
imanı gevremek
Bir işi gerçekleştirirken çok yorulmak.
...
imiğine sarılmak
Bir kimseyi bir iş işin çok sıkıştırmak; ümüğüne sa rılmak.
...
imza atmak (etmek), imzayı basmak (çakmak)
imzalamak, imzasını koymak.
...
inanç, düşünce, kanaat
– kanı
...
inandırma
– İnandırmak işi.
– İnandırıcı ya da aşılayıcı yöntemlere bağlı olarak bir kanı ya da görüşü benimseme ya da benimsetme.
– İng. persuation
...
inandırma, kandırma
– ikna
...