Eklemek, katmak.
...
Arama Sonucu – "Ma' sûma"
üstüne (üzerine) olmamak
1. Daha üstünü bulunmamak. -2. Hiç ilgilenmemek.
...
üstüne (üzerine) oturmak (yatmak)
Aldığı borcu geri vermemek, başkasının malını kendi malı gibi saymak.
...
üstüne (üzerine) toz kondurmamak
özellikle sevilen kişinin ya da şeyin bir eksiği ya da kusuru olduğunu kabul etmemek
...
üstüne (üzerine) varmak
1. Birinin bir şey yapmasını ısrarla istemek. -2. Ona saldırmak. -3. {Kadın için) Evli bir kadının kocasıyla evlenmek.
...
üstüne (üzerine) vazife olmamak
O iş kendisini uzaktan yakından ilgilendirmemek; o iş onun görevi olmamak.
...
üstüne (üzerine) yatmak
Aldığı borcu ya da malı, eşyayı geri vermemek.
...
üstüne (üzerine) yıkmak (bir şeyi)
1. Bir suçu başkasına yüklemek, -2. Bir işin sorumluluğunu, ağırlığını başkalarına yüklemek.
...
utanma duygusu
– ruh bilimi. İnsanın ruh dünyasında oluşan çekinme duygusu, utanç duygusu
– haya, terbiye, edeb
...
utanma haya
– utanç, sıkılma
...
Utanmak
– (nsz) Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak, mahcup olmak
– (-den) Sıkılmak
– (-den) Çekinmek
– Çekingenlik göstermek, mahcup tavır ...
Utanmaz
– sıfat. Utanması olmayan, sıkılmaz, yüzsüz, arsız
...
utlanmak
– Utanmak
...
UTMAN
(Tür.) Er. – şerefli, edepli, terbiyeli kimse.
...
uyarlanmak
– (nsz, -den) Uyarlama işi yapılmak, adapte olunmak, alınmak
...
uydurma
– Uydurmak işi
– Şişirme haber
– sıfat. Gerçek dışı, uydurulmuş olan, yalan, sahte, asılsız, düzme
– sıfat. Yeni bir biçim verilmiş
...
uydurmasyon
– tkz. bk. uydurma
– uydurulmuş
...
uygulama
– Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik
– Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik
– Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce ala ...
Uygulamalı
Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, kılgılı, kılgısal, kılgın, tatbiki, pratik, ameli, kuramsal karşıtı
...
Uygun bulma, tasvip
– Onama, benimseme, tensib
– irtiza, istihbab,
...
Uygun bulmak (bir şeyi, birini başkasına)
Birinin başkasına ya da bir şeyin başka bir şeye uygun olduğu kanısında olmak.
...
Uyku basmak (bastırmak) (birini)
Birdenbire çok uykusu gelmek
...
Uyku gözünden akmak
çok uykusu gelmek ve bu yüzden gözleri ka panmak.
...
Uyku tutmamak
Bir türlü uyuyamamak.
...
Uykusu açılmak (dağılmak)
Biraz önceki uykulu durumu geçmek.
...