anılmak, zikredilmek.
...
Arama Sonucu – "Ma' sûma"
zikzak makinesi
– Zikzak dikişi yapan makine
...
zilli maşa
– Uçlarına zil takılmış maşa biçiminde bir çalgı
– sıfat, mecaz. Edepsiz, şirret.
...
Zilsiz oynamak (zil takıp oynamak)
çok sevindiğini belli etmek.
...
zimam
yular.
...
zimamdar
1.yular tutan. 2.işleri yürüten, sorumlu.
...
zincirden boşanmak
– Delice, çıldırmışçasına hareket eden.
– Davranışlarında bilinçli hareket ettiğini gösteren bir iradenin bulunmaması.
...
zincirleme ad tamlaması
– dil bilgisi. Bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması
– tetabu-i izafet, zincirleme izafet
– (Derleme.. zincirleme isim tamlaması, zincirleme tamlama, zincirleme isim ta ...
zincirleme isim tamlaması
– dil bilgisi. Zincirleme ad tamlaması.
...
zincirleme sıfat tamlaması
– Bir sıfat tamlamasına çoğu kez `-li` bazen de `-siz` veya 3. kişi iyelik eki getirilerek kurulan ikinci bir sıfat tamlaması
...
zinde tutmak
– genç ve diri kalmasını sağlamak
...
zirai sulamacı
– Zirai sulama donanımlarının kontrol, bakım, sulama için hazırlık, basınçlı ve yüzey sulama yötemleriyle sulama yapma bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişi
...
zirüzeber olmak
altüst olmak, yerle bir olmak.
...
ziyan olmak
– boşuna harcanmak, zarar görmek
...
Ziyan zebil olmak
– boşuna, boş yere harcanmak.
...
zıbarmak
– (nsz) Ölmek, gebermek
– hkr. Uyumak, çok içip sızmak.
– Gebermek; geberip yatmak
– Ölü gibi yatmak
...
zıbartmak
-i Zıbarma işini yaptırmak.
– Çok dövmek, ezmek.
– Öldürmek.
...
zıkkımlanmak
– (nsz) hkr. Ölçüsüzce yemek
– İçki içmek.
– Yemek yemek (kızgınlıkla söylenir).
– Yemek, doymak (hoşnutsuzluk belirtir).
...
zımbalanmak
– (nsz) Zımbalama işi yapılmak
...
zımparalanma
– Zımparalanmak işi
...
zıplamak
– Bir yere çarpıp yukarı fırlamak
– Sevinçten veya oyun yapmak için bulunduğu yerde havaya doğru fırlamak
...
zırhlandırma
– Zırhlandırmak işi
...
Zırnık (bile) vermemek (koklatmamak)
– En küçük, en kötü şeyi dahi vermemek esirgemek
...
zıtlanmak
– (nsz) Ters, karşı davranmak, zıtlaşmak
...
zıtlaşmak
– Birbirine karşı ters davranmak.
– Birbirine karşıt olmak.
– Tartışmak, düşüncesini dirençle savunmak.
...