– (nsz) Yavuz gibi olmak, yavuz durumuna gelmek.
– Sertleşmek, çetinleşmek, kabadayılaşmak.
– Kızmak, azgınlaşmak.
...
Arama Sonucu – "a mak"
Yaya kalmak
1. istediğini yapamaz duruma düşmek -2. Yardtmasız kalmak
...
Yaygarayı basmak (yaygara koparmak)
Bağırıp şağırmak
...
yayımlanmak
– (nsz) Yayımlama işi yapılmak
...
yaylamak
– halk ağzında. Yazın yaylada oturmak, yaylaya çıkmak
– Yaylada yaz mevsimini geçirmek.
– İyi bir yerde vakit geçirmek.
– Bahar olmak.
– Yaylaya çıkmak.
...
yaylanmak
– (nsz) Yaylar üzerinde hareket etmek.
– Bacakları dizden esneterek yay üzerindeymiş gibi sallanmak
– argo Çekilip gitmek
...
yaymak
-e, -i Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek
-e, -i Birçok kimseye duyurmak
-e, -i Çevreye dağılmasına sebep olmak
-i Sınırı genişletmek
-i Koyun, inek vb.ni otlatmak.
-i Dağını ...
yazdırmak
-e Yazma işini yaptırmak
...
yazdırtmak
-i Yazdırma işini yaptırmak
...
yazı makinesi
– Tuşlara parmakla vurulduğunda harflerin boyalı bir şerit yardımıyla kâğıt üzerine çıkması temeline dayanan, mekanik veya elektrikle çalışan türleri bulunan makine, daktilo, daktilo makinesi
...
Yazık olmak (bir şeye, birine)
– Ona zarar verilmek; boşa gitmek. boş yere zarar verilmek
...
yazıklanmak
– (-e) Üzülmek, acınmak, esef etmek, teessüf etmek
...
yazılmak
– Yazma işi yapılmak
– Kendini bir yere yazdırmak, kaydolmak
-e, mecaz. Birine tutulmak, sevmek.
– Yayılmak, dağılmak, dağıtılmak.
...
yazışmak
– Yazılı olarak haberleşmek, birbirine yazmak.
...
yazlamak
– Yazı bir yerde geçirmek.
– halk ağzında. Bahar gelmek
– yaylamak
...
yazmak
-i Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak
-i Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek
-de Yazar olarak görev yapmak.
– nesnesiz. Yazı ile bildirmek, haber vermek
-i Bir bilim veya edebiyat ...
Yedi kubbeli hamam kurmak
Gerçekleşmesi güç hayaller kurmak
...
Yeğ tutmak (bir şeyi, bir şeye)
Onu dizelerinden üstün görmek, ter cih etmek.
...
Yer almak (bir işte)
– Bir topluluğun içinde bulunmak.
– Ayrılan yerde durmak, bulunmak
– Adı bir yerde geçmek.
– Bir işi hazırlayanlar arasında bulunmak
...
Yer bulmak (biri) (birine)
1. Bir kimse belirli bir işe girmek. -2. Bir’ kimseyi belirli bir işe sokmak.
...
Yer tutmak
1. Belirli bir yer, hacim kaplamak -2. Bir yerin kendisine ayrılmasını sağlamak.
...
Yer yerinden oynamak
1. Bir olay toplumda büyük bir telaş, coşku, kargaşa, tedirginlik yaratmak. -2. Bir iş çok gürültülü ve telaşlı bir bi şimde yapılmak
...
Yerden yere çalmak (vurmak) (birini, bir şeyi)
1. Onu hoş olma yan sözlerle kötülemek, yermek. -2. Güreşte rakibini çok hırpalamak.
...
Yere bakmak
(Yaşlılar işin) ölümü yatan olmak.
...
Yere göğe koy(a)mamak (birini)
Onu nasıl memnun edeceğini bile memek; ona çok önem vermek.
...