Ona hak ettiği karşılığı vermek; onun hakkında gel mek.
...
Arama Sonucu – "a mak"
Yuvasını yıkmak
– birinin eşinden boşanmasına sebep olmak
– biri eşinden ayrılarak kendi aile düzenini yok etmek
...
Yüz aklığıyla (yüzünün akıyla) çıkmak (bir işten)
Bir işi kendisinden beklendiği gibi eksiksiz ve başarılı bir biçimde yapıp bitirmek.
...
Yüz bulmak (biri, birinden)
1. Ondan yakın ilgi ve destek görmek. -2. Ondan şımarmasını, yaramazlık yapmasını hoş görecek kadar ilgi ve yakınlık görmek.
...
Yüz yüze bakmak
Birbirleriyle her zaman karşı karşıya gelip konuşur durumda olmak
...
yüzü kızarmak
– utanmak
...
Yüzü olmamak
– bir şeye dayanamamak.
– cüret ve cesareti olmamak.
– utanmak.
...
Yüzü tutmamak (bir şey söylemeye)
– haklı da olsa karşısındakini kıracak bir davranışta bulunmaktan çekinmek
– utanmak
...
yüzünden akmak
– herhangi bir durum yüzünden çok belli olmak.
...
yüzünden okumak
– ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak.
– herhangi bir durumu yüzünden anlamak
...
yüzüne bakamaz olmak
– utanç, yüreksizlik vb. sebeplerle bir kimsenin karşısına çıkamamak.
...
yüzüne bakmamak
– önem vermemek, ilgilenmemek.
– darılmak, gücenmek.
...
yüzüne duramamak
– dayanamamak, bir isteğe hayır diyememek, kıramamak
...
yüzüne hasret kalmak
– birinden veya bir şeyden yoksun kalmak, özlemek
...
Yüzüne vurmak (çarpmak) (bir suçu, kabahati)
Kabahatini, kusurunu yüzüne karşı söyleyip ayıplamak, kınamak
...
yüzüne yazmak
– gelinin yüzünü süslemek
...
Yüzünü ağartmak
– beğenilir iş yapmak, iş ve davranışlarıyla yakınlarının övünmesine sebep olmak
...
Yüzünü ekşitmek (buruşturmak)
Herhangi bir şeyden memnunluk
...
Yüzünü kara çıkarmak
– Birini utandırmak.
– Birini, ileri sürdüğü bir görüşte yanıldığını ortaya koyarak utandırmak.
...
Yüzünü kızartmak
1. Herhangi bir şeyi yapmadan.önce utandığını yüz ifadesiyle belli etmek. -2. Birini utanacak bir duruma düşürmek.
...
Yüzünün akıyla çıkmak (bir işten)
Yüz akıyla çıkmak.
...
Yüzüstü bırakmak (birini) (bir şeyi)
– birini yapayalnız, kimsesiz, kötü bir durumda bırakmak
– bir işi zamanında yapmayıp savsaklamak, olduğu gibi bırakmak, ihmal etmek
...
Yüzüstü kalmak
Bir iş zamanında yapılmamak.
...
zaaf saymak
– Eksiklik olarak görmek
...
zabıt tutmak
– tutanak düzenlemek
...