Bir kabı kaynar suya oturtmak yoluyla içindekini ısıtma ya da eritme yöntemi ...
Arama Sonucu – "en yüksek askeri ünvan"
benna
yapı ustası. ...
BENNA
(Ar.) Ka. – Yapı yapan, mimar, kalfa, dülger. ...
bensiz
– zarf. Ben olmaksızın ...
BENT
– esk. Bağ, rabıt.
– Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm.
– Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set, büğet
– Gazete yazısı.
– ed. Bir şiirdeki dörtl ...
BENTEN
Aşk , sanat , bilgelik , şiir , iyi şans ve suyun tanrıçası ...
benu
oğullar. ...
benzek
– edebiyat. Bilinen bir şiire konu, ölçü, biçim, uyak düzeni yönünden benzeterek yazılan şiir.
– sanat. Bir sanatçının yapıtının veya biçeminin çoğu zaman alay ya da yerme amacıyla yapılan ...
benzemek
-e İki kişi veya nesne arasında birbirini andıracak kadar ortak nitelikler bulunmak, andırmak
– Sanısını uyandırmak, gibi görünmek ...
BENZEN
– kimya. Maden kömürü katranından çıkarılan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı
– Benzin ...
benzenden türeyen bir amin
– anilin ...
benzer
– Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil
– Benzeşim.
– Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çı ...
benzer
– sıfat. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil
– matematik. Benzeşim
– sinema, TV. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnel ...
benzerlik
– Benzer olma durumu
– mat. İki üçgende köşelerinin eşlenmesine göre karşılıklı açıların eş ve karşılıklı kenarların orantısından doğan durum.
– Birbirinden ayrı olan şeylerin birçok ...
benzersiz
– sıfat. Benzeri olmayan, eşsiz ...
benzeşen
– dil bilgisi. Ünlü veya ünsüz benzeşmelerinde, etki altında kalan ünlü veya ünsüz: Sütçü (süt-çü), ekmekten (ekmek-ten), odalardan (oda-lar-dan) kelimelerinde bulunan -çü, -ten, -dan eklerinde ...
benzeşim
– Bazı ortak yönleri olan iki şey arasındaki benzeşme, analoji.
– matematik. İki şeklin kenarlarının uzunlukları arasındaki oran değişmemekle birlikte, karşılıklı açılarının eşit bulunması ...
benzeşim oranı
– matematik. İki geometrik biçimin kenarları arasındaki oran. ...
benzeşme
– Benzeşmek işi, analoji
– dil bilgisi. Kelime içinde, yan yana düşen iki sesten birinci sesin ikincisinin etkisiyle değişmesi, dönüşme, asimilasyon: yurt-daş > yurttaş, çarşanba > çarşamb ...
benzeşmek
– (nsz) Birbirine benzemek, müşabih olmak ...
benzeteç
– Fiziksel ya da soyut bir dizgenin davranış özelliklerini gösteren bir aygıt, bilgi işlem dizgesi ya da bilgisayar izlencesi.
– bk. benzetici
– Bilinen bir yapıya benzeterek kurulan ...
benzetgeç
– sonradan incelemek, gözlemlemek amacıyla, bir aygıtın ya da nesnenin davranışlarını saptayıp, tıpkısını verebilen aygıt, benzetici
– İng. Simulator ...
benzeti
– edebiyat. Benzetme.
– teşabüh, homoloji
– Uzambiçimlerin cebirsel yapılarına ya da başka özelliklerine göre ilingesel bölüklenmesi.
– (Resim, Heykel) Özgünden çıkarılmış benz ...
benzetici
– Çeşitli insanları, şiveleri ve tavırları ile yansılayarak benzeten sanatçı. bk. mukallit
– genel uygulayım: Sonradan incelemek, gözlemlemek amacıyla, bir aygıtın ya da nesnenin davranışl ...
benzetici ressam
– Büyük sanatçıların üslubunda çalışarak yaptığı işleri orijinal eser diye satan sahteci ressam.
– (Resim) Büyük sanatçıların üslûbunda çalışarak yaptığı işleri özgün yapıt diye satan saht ...