Ona değar vererek üstünde dur mak, onu önemli saymak
...
Arama Sonucu – "havada bulunan bir çeşit gaz"
önüne bir kemik atmak
Küçük bir çıkar karşılığı aşağılık birini susturmak,
...
önüne katmak (birini)
Onu önünden yürütöp ardından gitmek veya koşmak.
...
önünü almak (bir şeyin)
Onu önlemek, engellemek.
...
Onuruna yedirememek (bir şeyi)
1. Onur kıran, küşültücü nitelikte olan işleri yapmamak-2. Başkalarının küşültücü, onur kına davranış larına karşı tepkide bulunmak; kendine yedirememek, nefsine yedire memek; izzetinefsine yedireme ...
Orijinal bir ürünün birebir taklidi
– imitasyon
...
örnek almak (birini, bir şeyi)
1. Bir başkasının iyi ya da kötü olan davranışlarını benimseyip tıpkı onun gibi davranmak. -2. Bir şeyden kendisi için olumlu bir ders çıkarmak.
...
örnek olmak (birine)
Davranış ve sözleriyle başkalarını iyi ya da kö tü yönden etkilemek.
...
Ortada bırakmak (birini)
Onu güç bir durumdayken terk etmek; meydanda bırakmak.
...
Ortadan kaldırmak (bir şeyi) (birini)
1. Onu saklamak gizlemek. -2. Onu yok etmek öldürmek; meydandan kaktırmak.
...
Ortalığı (bir şey) almak
çevreyi (o şey) kaplamak.
...
Ortalığı birbirine katmak
– kargaşa çıkarmak
...
Ortalığı tutmak (bir şey)
0 şey yayılmak herkesçe konuşulmak
...
Ortaya atmak (bir şeyi)
Bir düşünceyi herkesin bilgi ve tartışmasına sunmak; meydana atmak.
...
Ortaya çıkarmak (bir şeyi)
Onun kesinliğini, varlığını kanıtlarıyla göstermek; meydana çıkarmak.
...
Ortaya dökmek (bir şeyi)
1. Ne var ne yok meydana çıkarmak, her kese göstermek. -2. Onu açıklamak, herkesçe bilinir duruma getirmek; meydana dökmek.
...
Ortaya koymak (bir şey) (bir şeyi) (kendini)
1. Olan biten her şeyi göstermek. -2. Onu yapmak, yaratmak -3. Tüm maddi varlığını gözler önüne sermek; meydana koymak.
...
örtbas etmek (bir şeyi)
Duyulmaması istenilen bir durumu başka türlü göstererek kapatmak.
...
Osmanlılarda ilmiyenin giydiği bir tür üstlük
– Lata
...
Ot yoldurmak (birine)
Onu çok zor bir işe koşmak, çok uğraştırmak
...
otsu bir bitki
– devedikeni
– eğir
– gimi
– iğnelik
– kavalak
– labada
– nakıl
– ofris
– ravent
– rezede
– tekesakalı
...
Oturup kalkmak (biriyle)
Onunla birlikte hareket etmek davranışları nı onunkine benzetmek
...
Oy birliği
Bölün oyların aynı doğrultuda elması durumu.
...
Oyun etmek (oynamak, yapmak) (birine)
Onu kurnazca yöntemlerle aldatmak, tuzağa düşürmek. (Kars. iş etmek.)
...
Oyuna getirmek (birini)
Onu aldatmak, tuzağa düşürmek.
...