– v
...
Arama Sonucu – "mu"
Mumla aramak (birini)
– çok isteyerek ve özlemle aramak
...
mumla aratmak (bir şey başka bir şeyi)
– daha kötü olan yeni bir şey, bir durum, bir kimse, pek iyi olmayan eskisini aratmak
...
mumlu kağıt
– Mürekkep geçirmeyen ve delinebilir bir dolgu maddesi emdirilmiş, mürekkebi geçiren fakat kolay delinmeyen bir cins pelürden veya lifli bir dokudan oluşturulmuş, teksir makinesinde basılacak ya ...
mumluk
– Şamdan
– sıfat. Herhangi bir sayıda mumu olan
– sıfat, fizik. Herhangi bir mum gücünde olan
...
mümsik
elisıkı.
...
mumsöndü
– Cem ayinlerindeki çerağ dinlendirmenin maksatlı olarak yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkarılan bir safsata
...
mümtaz
– sf. Seçkin.
– Ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş.
...
mümtazlık
– seçkinlik
...
mümted
– Uzanmış, yayılmış
– Uzun süren, uzun süreli, devamlı
...
mümtehin
sınav yapan, sınayan.
...
mümteni
– sf. esk. Bir şeyi yapmaktan çekinen, kaçınan.
– Olamaz, olmayacak, imkansız
...
mümtezic
– Karışan, kaynaşan, uyuşan
...
mumya
– Birtakım özel ilaçlar kullanılarak bozulmayacak duruma getirilmiş ceset.
– mecaz. Çok zayıf kimse.
– Arıların kovan deliklerine tıkadıkları macun.
– Özel ilâçlarla bozulmadan ...
mumyalama
– Mumyalamak işi.
– Fr. Embaumement, Momification
...
mumyalamak
– (-i) Bir cesedi, bozulmaması için özel ilaçlarla mumya durumuna getirmek
...
mumyalanmak
– (nsz) Mumya durumuna gelmek.
...
mumza
imzalı, imzalanmış.
...
mümza
– İmzalanmış, imzalı
– Kesinlikle kabul edilmiş, tasdik edilmiş
...
mümzi
– İmza eden, imzalayan
...
mün
– çorba
...
muna
– buna
– iste
– yumurta
...
münacat
– din b. Yakarış.
– ed. Divan edebiyatında Tanrı’yı öven şiir türü veya şiirin bir bölümü.
– (Divan edebiyatı terimi) Tanrının affü mağfiretini niyaz yolunda yazılmış koşuk.
...
münadi
– Kamuya duyurulmak istenilen şeyleri yüksek sesle haber vermeyi iş edinmiş olan kimse
– Bir haberi yüksek sesle duyuran, îlan eden kimse, tellal
– Çağıran, davet eden kimse, davetçi ...
münaferet
– Birbirinden nefret etme, birbirini sevmeme, sevişmeme
...