– sf. Karşıt, aykırı, uymaz, uyuşmaz, muhalif, mugayir
...
Arama Sonucu – "mu"
münafık
– sf. Arabozan
– Dini kurallara inanmadığı halde inanmış gibi görünen
...
munafık
– bk. münafık
...
münafıklık
– Arabozanlık
...
münakalat
– Ulaştırma, taşımacılık.
...
münakale
– Ulaşım
– Bir şeyi bir yerden bir yere aktarma.
...
münakaşa
– tartışma
...
münakasa
– eskimiş. Eksiltme
...
Münakaşa götürmek (götürmemek)
– Tartışılabilir nitelikte olmak (tartışma olanağı yaratmayacak kesinlikte olmak)
...
münakaşalı
– sıfat. Münakaşası olan, içinde veya üzerinde münakaşa edilen.
...
münakid
yapılmış, imzalanmış, kabul edilmiş.
...
münakis
– sf. Parlak bir cisme vurup yansıyan, yansımış (ışık, şekil vb.)
– Yankı yapan, yankılanan, akseden.
– Ters çevirilmiş, baş aşağı edilmiş, makus.
...
münakız olmak
çelişmek.
...
münakkah
– sf. Ayıklanmış, soyulmuş, temizlenmiş.
– Ayıklanmak suretiyle en iyi kısmı seçilmiş, müntehap.
– Tasarruf amacıyle gereksiz harcamaları kesilmiş (gider, masraf).
– edeb. Boş, ...
münakkahiyet
– Ayıklanma, soyulma veya en iyi kısımları seçilme, münakkah olma
– edeb. (Söz ve yazı için) Gereksiz ve doldurma ifâdelerden kaçınma
...
münakkaş
– sf. Nakışlı, süslü, resimli
– İşlenmiş, nakşedilmiş
– işlemeli kumaş
...
münakkat
– sf. Noktalanmış, noktalı
– Ebced hesabında yalnız noktalı harflerin hesabıyle düşürülen (tarih), mücevher, cevheri.
...
münasafaten
– Yarıyarıya
...
münasebat
– İlgiler, ilişkiler
...
münasebe
– benzeme
...
münasebet
– İlişik, ilişki, ilinti
– İki şey arasındaki uygunluk
– Sebep, vesile, gerekçe, neden.
...
Münasebet almamak
Bir davranış uygunsuz, yakışıksız olmak, uy gun düşünmemek
...
Münasebet düşmek
Uygun bir durum ortaya çıkmak, sırası gelmek.
...
Münasebet kurmak
iki şey arasında ilgi, yakınlık kurmak.
...
Münasebete girmek
bk iliçki kurmak,
...