– Verimli, verimi bol. inbat eden, ekini güzel yetiştiren, Bol ürün veren, bereketli
...
Arama Sonucu – "mu"
münceli
– sf. Parlayan, parlak
– Apaçık görünen, aşikar
...
müncemid
– Buz halinde bulunan, donmuş, donuk
...
müncer
– Ar. muncerr
– sf. Bir yana doğru çekilip sürüklenen
...
müncer olmak
– -e dökülmek, -e varmak
– sonuçlanmak
...
müncezib
– sf. Bir şeye, bir tarafa doğru çekilen
– Gönlünü kaptırmış, tutkun, aşık
...
münci
– Kurtarıcı, kurtaran, önder
...
mundar
– sf. hlk. Murdar.
...
mundar etmek
– Bir şeyi ziyan etmek, bozmak
...
mundarlık
– Mundar olma durumu
...
mündefi
– sf. Savulmuş, savuşturulmuş, atlatılmış
...
mündemic
– içinde yer alan, içinde bulunan
...
mündemiç
– Ar. mundemic
– sf. fel. İçkin
...
münderecat
– İçindekiler.
...
münderic
– Dercolunmuş, içine yerleştirilmiş
– Yer almış. İndirac eden, derc olunan.
– Bir şeyin içine konulmuş bulunan. İçinde bulunan.
...
münderiç
– Ar. munderic
– sf. Bir şeyin içinde yer almış
...
mündericat
– Kitap, gazete, dergi vb. içinde bulunanlar, içindekiler, muhteviyat
...
münderis
– Adı sanı, izi eseri kalmamış, tamamen yok olmuş
– (Osmanlı Dönemi) İndiras eden. Eseri, izi nişanı kalmamış olan
...
münderis olmak
izi kalmamak.
...
münebbih
– Ar. munebbih
– sf. Uyarıcı.
– Uykudan uyandıran
– Dalgınlık, gaflet vb.nden uyaran, îkaz eden
...
munebbihat
– Uyarıcılar, münebbihler
...
müneccim
– Ar. muneccim
– gök b. Yıldız falcısı
– Yıldızların durum ve hareketlerinden geleceğe âit hükümler çıkaran kimse, astrolog
– Gök bilimci, astronom
...
müneccimbaşı
– gök b. Saray hizmetinde bulunan bilginlerden gök bilimiyle uğraşanlara verilen unvan.
– Osm. Ser-müneccim-i hassa
– Osmanlılarda, önemli bir işe girişilirken gökbilim hesaplarına d ...
münekkid
eleştirmen.
...
münekkit
– sf. Eleştiren, tenkit gözüyle bakan
– Tenkitçi, eleştirici, eleştirmeci, eleştirmen
...