(Ar.) Er. – Vasiyet edilmiş. Vasi nasbolunmuş, vasiyeti yerine getirmekle vazifelendirilmiş. Tavsiye olunmuş. Sina yarımadısında, Eymen vadisinde Tur dağında Allahın lütfuna mazhar olarak, kavm ...
Arama Sonucu – "mu"
müsaade
– İzin, icazet, ruhsat
...
müsaade edilmek
izin verilmek.
...
müsaade etmek
izin vermek.
...
müsaadekar
yardımcı, izin verici.
...
müsaadekarlık
yardımcı olma, izin verme.
...
musab
yakalanmış, tutulmuş, uğramış.
...
musab olmak
yakalanmak, tutulmak
...
müsabaka
– sp. yarışma, rekabet
...
musabaka
– yarışma
...
müşabehet
– İki şey arasında benzerlik, benzeşlik
...
musabere
– Çok sabırlı olma, sabretme, katlanma
...
müşabih
– sf. Aralarında benzerlik olan, benzer, benzeş
...
müsabık
– sp. Yarışçı.
– Yarışmacı.
...
musaddak
– sf. Onaylı
...
MUSADDIK
(Ar.) Er. – Gerçekliğini ve geçerliliğini resmi yazı ile bildiren. Tasdik eden.
...
müsademe
– Silahlı iki grup arasındaki kısa çatışma, çarpışma.
– mec. Uğraşma
...
Müsadere
– huk. Zor alım
– bk. el koyma
– Bir suçluya ait mal ve mülkün bir kısmına veya tamamına devletin el koyması
– Kanunen kaçak veya yasak olan bir şeye resmen el koyma, zor alım
...
müsadere edilmek
mal varlığına el konulmak.
...
müsadere etmek
mal varlığına el koymak.
...
musadif
rastlayan.
...
müsadif
– sf. Rastlayan
...
musafaha
– Selamlaşma, tebrikleşme, dostluk gösterme vb. bir amaçla el sıkışma, tokalaşma
– tasavvuf. Karşılıklı birbirinin elini öpmek suretiyle yapılan derviş selamlaşması.
...
musafaha etmek
tokalaşmak, el sıkışmak
...
müşafehe
– Karşılıklı konuşma, yüz yüze, ağız ağıza söyleşme
...