– tar. Osmanlı Devleti’nde Tanzimattan önceki dönemde vergi tahsildarı
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
muhataralı
– sf. Tehlikeli
...
muhatarasız
– sf. Tehlikesiz
...
muhayyer bırakmak
– Seçmeli bırakmak, seçmeye izin vermek
...
muhık
haklı.
...
muhtaçlık
– Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı olmayanların içinde bulunduğu durum.
...
muhtarlık
– Muhtarın görevi veya makamı.
– Muhtarın görevini yaptığı yer
...
mühtedilik
– Dönmelik
...
muhtevalı
– sf. içerikli
...
muhtıra
– Herhangi bir şeyi hatırlatmak, uyarmak amacıyla yazılan yazı.
– Bir devletin başka bir devlete politik sorunlarla ilgili olarak yolladığı uyarı yazısı, memorandum, nota.
– Andıç.
& ...
muhzır
– tar. İlgililerin mahkemede bulunmalarını sağlayan görevli
– Şer’î mahkemelerde, ilgililerin kadı önüne gelmelerini sağlayan görevli.
...
mukaddesatçı
– Kutsal tanınan şeylere aşırı ölçüde bağlılık gösteren kimse
...
mukaddesatçılık
– Mukaddesatçı olma durumu
...
mükafatlandırma
– Ödüllendirme
...
mukassır
kusurlu.
...
mukataalı
– sf. Kesime verilmiş (yer).
...
mukavemeti kırılmak
– direnci, gücü azalmak
...
mukırr
itirafçı.
...
mukız
– sıf. Uyku halinden çıkaran, uyanık tutan, uyandıran (şey veya kimse)
– Gerçekleri anlar, kavrar duruma getiren, gafletten uyandıran (şey veya kimse).
– tıp. Kaslarda yâhut salgı be ...
Mülahazat hanesini açık bırakmak
– bir kimse hakkında kesin bir kanıya varamayarak zamanla ortaya çıkacak gelişmeleri beklemek
...
mulaj kağıdı
– Terzilerin patron çıkarmak için kullandıkları bir çeşit saydam kağıt
...
mülasık
– sf. Yapışık, bitişik
...
mülazım
– sf. Bir işe girmek için bir süre parasız olarak o işe devam eden.
– ask. Teğmen.
– Atanmak için sıra bekleyen müderris ya da kadı adayları.
– Kanuni döneminden beri savaşa çı ...
mülazım-ı evvel
üsteğmen
...
mülazım-ı sani
– teğmen
...