Bir sorunu kesin olarak çözmek, sonuç el de etmek amacıyla ele almak.
...
Arama Sonucu – "Bir tür evcil geyik"
nifak sokmak (bir yere, bir şeye)
– ara açmak, bozgunculuk yapmak
...
Nispet vermek (yapmak) (birine)
Birini üzecek, kıskandıracak, kızdıracak davranışta bulunmak
...
Not vermek (birine, bir şeye)
1. Bir şey ya da bir kimse işin iyi ya da kötü bir kanıya varmak. -2. öğrenciye başarısıyla orantılı bir not at mak.
...
Nüfuzu altında tutmak (bir yeri)
Orayı egemenliği artında bulundurmak.
...
numeric picture
sayı gösterimi
...
numeric picture switch
sayı gösterimi anahtarı
...
object content architecture
nesne içerik mimarisi
...
ödev bilmek (saymak) (bir şeyi)
Bir şey yapmayı, yerine getiri si zorunlu bir iş olarak kabul etmek.
...
Odunu sert ve siyah olan ağaç türü
– abanoz
...
öfkesini (birinden, bir şeyden) almak (çıkarmak)
öfkeli kişi haksız yere bir başkasına çatmak ya da olmayacak bir şey yaparak rahatlamaya çalışmak
...
öGETüRK
(Tür.) Er. – Akıllı, bilgili Türk.
...
öğüt almak (birinden)
Yol göstermesi işin birinin görüşüne başvur mak
...
öğüt vermek (birine)
Ona yapması veya yapmaması gereken işler hakkında yol göstermek
...
OKTüRE
(Tür.) Er. – Ok türe.
...
OKTüREMiş
(Tür.) Er. – Ok türemış.
...
öKTüRK
(Tür.) Er. – Akıllı, güçlü Türk.
...
öküz tirene bakar gibi bakmak (bir şeye)
Ona aptal aptal, bir şey anlamadan bakmak.
...
okyanuslardaki mikroskobik boyuttaki canlı türleri
– Plankton
...
Oluruna bırakmak (bir şeyi)
Bir olayın ya da bir durumun kendi ko şullarında oluşmasını beklemek, yapılabildiği kadarıyla yetinmek.
...
ölüsünü öpeyim (göreyim) (birinin)
Bir şeyin doğruluğunu kanıtlamak için “yalama (şu yakınım) ölsün!” anlamında kullanılır.
...
Omuz vermek (birine)
Ona destek olmak, yardım etmek.
...
ön ayak etmek (birini)
Bir işe birisinin başlamasını ya da girişmesi ni sağlamak.
...
On paralık etmek (birini)
Onu sözle ya da davranışlarla küçük düşürmek; beş paralık etmek.
...
ön türeme
– Aslında kelimede bulunmayan bir ünsüzün veya ünlünün ön seste belirmesi
...