Onu, orayı hiç boş yer kalmayacak biçimde (doldurmak).
...
Arama Sonucu – "Bir tür evcil geyik"
Tıraşa tutmak (birini)
Onu bıkkınlık verici, uzun, abartılı konuşmalar la oyalamak.
...
Tırpandan geçirmek (bir şeyi)
Bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya çabalamak
...
Topa tutmak (bir yeri) (birini)
1. Bir yere topla art arda ateş etmek -2. Kızılan bir kimseye ağır sözler söylemek.
...
toplama bir araya getirme
– derlemek, toplamak
...
toplanma, bir araya gelme
– buluşma, içtima
...
toplum içinde en küçük birlik
– aile
...
Toprağa vermek (birini)
ölen birini mezara gömmek.
...
Toz etmek (bir şeyi)
Onu ortadan kaldırmak, ezmek.
...
Toz kondurmamak (bir şeye, birine)
Bir şeyde, kimsede kusur ka bul etmemek, o şeyin kimsenin kusurlu gösterilmesine şiddetle karşı koymak.
...
tree structure
ağaç yapısı
...
tropikal bölgelerde görülen frengiye benzer bir hastalık
– pian
...
tumturak
– Gösteriş, debdebe.
– Gerekli olmadığı halde kulağa hoş gelen, gösterişli kelimeler kullanma.
– Gösterişleme.
– Kulağa hoş gelsin ya da okuyan ve dinleyeni etkilesin diye pek ...
TUNçTüRK
(Tür.) Er. – Sağlam ve güçlü Türk.
...
TUR
– Devir, Dolaşma
– Bir sonuca ulaşıncaya kadar yapılan iş.
– Başladığı noktada biten, bir veya daha fazla yere önceden belirlenmiş bir programa göre yapılan seyahat. Kısa gezinti
...
tür
– Çeşit, cins
– biy. Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm, janr
– fel. Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavr ...
Tur atmak
şöyle bir dolaşmak.
...
tur bindirmek
– sp. uzun mesafeli pist yarışlarında hızlı olanlar, yavaş olanları bir veya daha fazla tur geride bırakmak;
– mec. üstün gelmek, fark atmak.
...
tür çeşit
– nev, cins, tevir
...
tur operatörü
– Tur düzenleyen kişi
...
TURA
(Tür.) Er. 1. Tuğra. 2. Kalkan, siper. Turahan
...
türab
toprak.
...
TüRABI
(Ar.) Er. – Toprakla ilgili. Topraktan.
...
TURAç
(Tür.) – Keklik cinsinden eti yenir bir av kuşu. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
...
TURALP
(Tür.) Er. – Genç, delikanlı yiğit.
...