Ona düşmanca, öfke duyarak bakmak.
...
Arama Sonucu – "Dairenin sekizde biri"
Ters yüzüne çevirmek (birini)
– Onu geri döndürmek.
...
Tersine gitmek (bir iş) (bir şey, birinin)
1. Bir iş istendiği gibi sonuçlanmamak. -2. Bir işten, durumdan hoşlanmamak, onu garip karşılamak
...
Teselli vermek (birine)
Bir kimsenin acısını dindiren, sıkıntısını gide ren sözler söylemek, onu avutmak
...
Teslim etmek (kendini birine) (bir şeyi)
1. Kadın kendini bir erke ğe vermek. -2. Onu doğru bulmak, kabul etmek
...
teşrik tekbiri
– din. Kurban bayramı arefesinin sabah namazı ile o bayramın dördüncü günü ikindi namazı arasındaki her farz namazdan sonra söylenmesi vacip olan ve Allâh-u ekber, Allâh-u ekber, lâ ilâhe illall ...
Tiye almak (birini)
– argo biriyle alay etmek, eğlenmek
...
Tıraşa tutmak (birini)
Onu bıkkınlık verici, uzun, abartılı konuşmalar la oyalamak.
...
Topa tutmak (bir yeri) (birini)
1. Bir yere topla art arda ateş etmek -2. Kızılan bir kimseye ağır sözler söylemek.
...
Toprağa vermek (birini)
ölen birini mezara gömmek.
...
Toz kondurmamak (bir şeye, birine)
Bir şeyde, kimsede kusur ka bul etmemek, o şeyin kimsenin kusurlu gösterilmesine şiddetle karşı koymak.
...
Türküsünü çağırmak (birinin) (bir şeyin)
– Bir kimsenin tarafını tutup onun hoşuna gidecek söz söylemek ya da davranışta bulunmak.
– bir kimsenin hoşuna gidecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak.
– O şeyi ısrarl ...
Tuzak kurmak (bir şeye) (birine)
1. Bir şeyi yakalamak için tuzak hazırlamak. -2. Bir kimseyi tehlikeli bir duruma düşürmek için düzen hazırlamak (Kars. çukurunu kazmak.)
...
Ucu (birine) dokunmak
Biri o işten zarar görmek.
...
Uğur getirmek (bir şey birine)
O şey ona iyilik, şans, bereket getirmek.
...
Uhdesinde bulunmak (olmak) (bir şey, birinin}
O şey onun sorum luluğu altında olmak.
...
ümit (umut) bağlamak (bir şeye) (birine)
1. Onun olacağını um mak -2. istediği şeyin onun tarafından yapılacağını ummak
...
Umut vermek (birine)
1. Bir şey ya da kimse umulan şeyin olabile ceği konusunda olumlu bir bekleyiş duygusunu uyandırmak. -2. Bir kimseye güven duygusu vermek; simit vermek.
...
ürküntü vermek (birşey birine)
– ürkütmek
...
Usanç vermek (birine)
Onu usanacak duruma getirmek, usandırmak.
...
üstün bulmak (görmek) (birini, bir şeyi)
Onu başkalarından ya da başka şeylerden değer!! bulmak (görmek).
...
üstün gelmek (birinden, bir şey den)
Birinden ya da bir şeyden daha başarılı olmak, daha ileri gitmiş olmak; galip gelmek.
...
üstüne (üzerine) atmak (suçu birinin)
Bir suçu, suçsuz olan bir kişinin işlediğini söylemek, suçu birine yüklemek.
...
üstüne (üzerine) geçirmek (bir şeyi) (birini)
1. Bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak. -2. Evlat edindiği çocuğu nüfusuna yazdırmak
...
Uygun bulmak (bir şeyi, birini başkasına)
Birinin başkasına ya da bir şeyin başka bir şeye uygun olduğu kanısında olmak.
...