– “Cır cır” diye ses çıkarmak
...
Arama Sonucu – "Ma' sûma"
cırlamak
– halk ağzında. İnce ve usandırıcı ses çıkarmak
...
cırlatmak
-i Cırlamasına yol açmak
...
çırpınmak
– Acı ile debelenmek
– Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek.
– Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak
– mecaz. Ne yapacağını şaşırmış bi ...
çırpışmak
– Kuşlar kanatlarını oynatmak
...
çırpma
– Çırpmak işi
– Kumaşın kenarını kıvırıp dikmek için iğne, kenara göre çapraz tutularak ve çift kattan batırılıp tek kattan çıkarılarak yapılan dikiş biçimi.
– Güdülen amaca göre, na ...
çırpmak
-i Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek.
-i İki şeyi birbirine çarpmak
-i Bir şeyin ucundan bir parça kesmek
-i Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştı ...
cırtlamak
– “Cırt” diye ses çıkarmak
...
çıt çıkarmamak
En küçük bir ses bile çıkarmamak.
...
çıt çıkmamak
En hafif bir ses bile şıkmamak.
...
çıtlatmak
-i Bir şeyden “çıt” sesi çıkarmak
-i Antep fıstığının kabuğunu aralamak.
-i İş parçalarının bazı yerlerini oyup çıkarmadan makasla kesmek.
-e, -i, mecaz. Bir kimseye, bilmediği bir şeyden ...
cıvıma
– Cıvımak işi
...
cıvımak
– Cıvık duruma gelmek.
– mecaz. Bir iş çığırından çıkmak.
– mecaz. Saygısızca davranışta bulunmak.
...
cıvıtmak
-i Cıvık duruma getirmek.
– mecaz. Bir işi yakışık almayacak bir duruma getirmek
– mecaz. Ciddiyetten uzaklaşmak
...
cıvmak
-den, halk ağzında. Hızla giden bir şey bir yere çarpıp yön değiştirmek, sekmek, sapmak, inhiraf etmek
-den, halk ağzında, mecaz. Sapmak, yol değiştirmek, amaçtan şaşmak, çavmak.
...
çıvmak
– halk ağzında. Atlamak, sıçramak, zıplamak.
– halk ağzında. Cıvmak
...
cıyaklamak
– İnce, acı ve yüksek sesle bağırmak, ciyaklamak
...
cıyırdamak
– Yırtılırken cıyırtı çıkarmak
...
cızlamak
– “Cız” diye ses çıkarmak.
– mecaz Cız etmek
...
çoban yamağı
– çeltek
– yardımcı
– uşak
...
çobanlama
– sıfat, edebiyat. Pastoral
– Kır hayatını ve özellikle, çobanların aşk ve yaşayışlarını gösteren edebiyat eseri.
...
çocuk mahkemesi
– Suç işleyen çocuklar, gençler ve bu gibi kimselere yardım eden yetiçkinler ile ilgili davalara bakan mahkeme
– İng. children’s court, juvenile court
...
çoğalma
– Çoğalmak işi, fazlalaşma, ziyadeleşme
– Eşeyli ya da eşeysiz hücre bölünmesi ile çoğalma. Üreme, reprodüksiyon.
– taaddüd (bk. çokluk).
– Bir maddenin miktarının artması, örn ...
çoğalmak
– Azken çok olmak, çok duruma gelmek, artmak, fazlalaşmak, ziyadeleşmek
...
çoğaltma
– Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme.
– Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılan taklidi, reprodüksiyon
– Bir yapıttan çok sayıda yapıt sayısı elde etme.
R ...