– Henüz mayalanmamış üzüm suyu
– Bazı meyve ve sebzelerin özü
– Süzülmüş afyon
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
Sıra dayağı
Birçok kimseye birbiri ardınca birer birer dayak atma.
...
sırac
kandil.
...
sıracalı
– sf. Sıracası olan.
– Fr. Scrofuleux, Strumeux-euse
– Bakımsız, güçsüz, gösterişsiz
– Dertli, hastalıklı
– Deli
...
sıradan
– sıfat. Bayağı
...
sıradışı
– Alışılmışın dışında olan, olağan dışı, gayritabii, ekstrem
– sıra dışı
...
sıralaç
– Klasör
...
Sıralı sırasız
Yer ve zaman uygunluğu gözetmeden.
...
Sırası düşmek
Bir iş işin uygun zaman ve ortam oluşmak.
...
Sırası gelmek
Uygun zaman ve ortam doğmak. Gerekirse, durum gerekli kılarsa.
...
Sırasını getirmek
Uygun zamanını bulmak.
...
sırat
– Sırat köprüsü.
– esk. Yol.
– Yağ, peynir ve yoğurdun yeşilimsi suyu.
– Yol.
– Cehennemin üzerinde kurulmuş olduğuna inanılan dar ve geçilmesi güç köprü.
...
sırat-ı müstakim
1 .doğru yol. 2.sırat köprüsü.
...
sıraya koyma
– Tanzim, sıralama, düzeltme
...
sırbistan başkenti
– belgrad
...
sırça
– Cam, billur
– sf. Camdan yapılmış
– Renkli camdan bilezik.
– İçi sırlı çömlek.
– Şişe.
– Cam bardak.
– Tabak
...
sırça köşk
– mecaz. Kendini toplumdan soyutlayan insanın, kendi içinde oluşturduğu dünya
...
şırdan
– İşkembe
...
sırdaş
– Birinin sırrını bilecek kadar ona yakın olan kimse, mahrem
– hemraz, inak, cankulağı
...
sırf
sadece, yalnız.
...
şırıl şırıl
– zf. Su, sürekli ve ses çıkararak (akmak)
...
sırım
– Bazı işlerde sicim yerine kullanılan, ince ve uzun, esnek deri parçası.
– Dar, uzun tarla parçası.
– Dönümden küçük toprak ölçüsü
– Bataklık kıyılarında biten, sert yapraklı ...
şırınga yapmak
– şırınga ile vücuda gerekli yerinden ilaç vermek
...
sırlanmak
– (nsz) Sırlama işi yapılmak
...
sırmakeşhane
– Sırma yapılan yer
...