– Er, Erat, Onbaşı, Çavuş, Astsubay, Başçavuş, Kıdemli Başçavuş, Subay, Astteğmen, Teğmen, Üstteğmen, Önyüzbaşı, Yüzbaşı, Binbaşı, Kıdemli Binbaşı, Albay, Kıdemli albay, Yarbay, Genera ...
Arama Sonucu – "s"
askeri yönetim
– cunta
...
askerler – asakir
Erat
...
askerliği meslek olarak yapan kişi
– Muvazzaf
...
askerlik
– Asker olma durumu, askerlik hizmeti, bayrakaltı, askeriye
– Ordu görevi, ordu işleri
...
askerlik çağı
– Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her erkeğin 20 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününden başlayarak 41 yaşına girdiği yılın ocak ayının birinci gününde biten dönem
– esnan
...
askerlikte serbest yürüyüş
– adi adım
...
ASKETiZM
çilecilik
...
ASKI
ipekböceğinin , kozasını sarması için yanına konan çalı
...
AşKi
Kuzu derileri üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad
...
ASKI-FiNER
Kahveci tepsisi
...
AşKIN
(Tür.) 1. Geçkin, aşmış olan. 2. ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4. Sonra. 5. Benzerlerinden daha üstün. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
...
AşKINAY
(Tür.) Ka. – (bkz. Aşkın).
...
AşKINER
(Tür.) Er. – (bkz. Aşkın).
...
Askıda bırakmak (bir şeyi)
Bir sorunu çözüme kavuşturmamak; tereddütte bırakmak, sonuçlandırmamak.
...
Askıda kalmak
1. Bir iş, birtakım engeller şıkıp bitirilememek. -2. Resmi bir belge belli bir süre belli bir yerde ilan edilmek.
...
askıntı
– sf. Başkalarının sırtından geçinen (kimse).
– argo Karşı cinsi rahatsız eden (kimse).
– Sırnaşık, asalak (kimse).
...
askıntı baş belası
– şergil
...
Askıya almak (bir şeyi)
– altı boşalıp desteği kalmayan yapıyı dikmelerle boşlukta tutarak yıkılmaktan kurtarmak
– oturmuş veya batmış bir gemiyi yüzdürmek için başka teknelere asarak kaldırmak
– mec. bir i ...
Askıya çıkarmak
Evlenecek kimselerin durumlarını bildiren belgeyi belli bir süre herkesin incelemesine sunmak.
...
ASKLEPiON
Eski Yunan ve Romada hekimlik tanrısı
...
ASKOS
Karın kısmı şiş , kemerli kulplu bir çeşit antik yağ kabı
...
askospor
– bitki bilimi. Asklı mantarların sporu
...
asl
1.asıl. 2.kök. 3.gerçek.
...
asla
– zarf. Hiçbir zaman, hiçbir şekilde, katiyen
– zarf. Sakın, zinhar.
...