“Sizinkinden daha akla yatkın şeyler söylediğim halele, yaşım küçük diye sözlerimi yabana attın.” anlamında sitem sözü.
...
Arama Sonucu – " Dağ ı dil"
şakası yok (birinin) (bir durumun)
1, Bağışlamaz bir kişiliği olan, hatır gönül dinlemeyen kimse işin söylenir. -2. önlem alınmazsa teh likeli olacak bir iş işin söylenir. şakaya almak (bir şeyi)
...
şakasız
– zf. Şaka yapmaksızın, ciddi olarak.
...
sakıb
1.delici. 2.parlak yıldız.
...
sakın
– ünlem. Asla
– ünlem `Korkulacak bir durum olmasın` anlamında kullanılan bir söz:
– “İhtiyatlı, temkinli ol, kendini koru” anlamında kullanılan bir ad.
...
Sakıncasız, emniyetli
– tehlikesiz, mahzursuz
...
sakınım
– Herhangi bir tehlikeye karşı alınan önlem, ihtiyat, tedbir.
– fizik, kimya: Dizgelerde, taneciklerarası etkileşimlerden, çarpışmalardan, önce ya da sonra devinirlik, kütle gibi nicelikle ...
şakır şakır
– Sürekli olarak yağan yağmurun, ötüşen kuşların veya buna benzer hoşa giden şeylerin çıkardığı ses.
– zf. Bu sesi çıkararak (yağmak, ötmek vb.)
– zf. Kolaylıkla, iyi bir biçimde, ak ...
sakır sakır
– zf. hlk. Aralıksız, sürekli:
...
sakıt
1.düşük, düşük cenin. 2.düşen.
...
sakıt olmak
düşmek.
...
Sakız gibi
1. Yapışkan şeyler işin kullanılır. -2. Tertemiz, bembeyaz. -3. Yılışarak, sırnaşarak.
...
saklı
– sıfat. Saklanmış olan
– sıfat. Elde tutulan, mahfuz
– sıfat. Gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen.
– sıfat. Başkalarından gizlenen, gizli tutulan, hafi
...
saklık
– Tetikte bulunma, uyanıklık, teyakkuz.
...
Saldım çayıra, Allah (Mevla) kayıra
Hayvanların ya da çocukların kendi hallerine bırakıldığını belirtmek için söylenir.
...
saldırı
Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz
...
salgı
– biyoloji. Hücrelerin, vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde, ifraz
– gök bilimi. Güneş’ten dışarı doğru ...
salgın
– sıfat. Kısa zamanda çevredeki insan, hayvan veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan, müstevli
– tıp. Bir hastalığın veya başka bir durumun yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaş ...
salgın hastalık
– epidemi, kıran
...
Salık vermek (bir şeyi, birini)
Onun uygun olduğunu söylemek; tav siye etmek
...
Salınım
– Salınma işi
– fizik. Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi, raks
– dans, tevreniş, üğrüm
...
salkım
– Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve
– bitki bilimi. Ana saptan çıkan yan çiçekleri, sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu.
– bitki bilimi. Baklagille ...
Salkım saşak
Dağınık, düzensiz.
...
salkım söğüt
– bit. b. Dalları ve yaprakları yere sarkan bir çeşit söğüt (Salix babylonica):
...
Sallantıda bırakmak (bir şeyi)
Onu sonuçlandırmamak, savsaklamak.
...